Beni al zamanın dışına götür. Biraz sarıl, biraz koru, biraz öp sonra yine sokağa bırak.Elimden tut var olmayan şeylere ekle, zihnimin bataklığından kurtar. Beni al Tanrı'nın huzuruna çıkar. Ben de ona diyeyim ki; " Tanrım. Beni olduğum gibi kabul edecek bir Tanrı'ya her zaman inanabilirim." O da bana "Yürü git o zaman şeytanla görüş, huzurumda ne işin var alla alla." desin. "Kim soktu lan bunu içeri megalomana bak," diye söylenirken biz şeytanın yanına gidelim. Sen de şeytana de ki " Şeytan kardeş sonuçta sen de bir melektin ama iktidar hırsın vardı. Şeytanı şeytan yapan iktidar hırsıdır. Eski günleri özlüyor musun ?" Şeytan da sana, " Sen kaç yaşındasın güzelim ?" diye sorsun. " Otuz dört" de, otuz beş olduğun halde. Şeytanın gözleri dolsun ama çaktırmasın bizi gene zamanın içine sepetlesin. Orada bir çay molası verelim, geceyi bekleyelim. O gece beni al kardeşinin acılarıyla çarp sonra kendi yaralarına sar. Biraz sustur, biraz soğuk davran, biraz da teyzem ol. Konuşabilecek gücümüz varsa ağladıklarımız yalan. Sahiden bak. Beni al, biraz sarhoş et biraz saçlarına tak biraz da yağmurun peşinden koştur. Beni al erken öldür mutsuzluk uzun sürmez.
E.s
yüksek sadakat'in belki üstümüzden bir kuş geçer şarkısını anımsattı.
YanıtlaSil