23 Nisan 2011 Cumartesi

bugün bir cumartesi

Bugünün diğerlerinden ne farkı var ki... (?)
- tek farkları kalktığım saatler, kahvaltı ettiğim, belki üzerimi değiştirdiğim, haberleri izlediğim saatler, o kadar.
Hiçbir farkı yok diğerlerinden. Yaşadığım sürprizler aynı, serzenişlerim aynı, güneşin bundan iki ay önceki duruşu bile aynı...
Bazen diyorum "ben kimim, kiminle dans ediyorum, kime yaranmaya çalışıyorum kime yeniliyorum" diye. Ama içimde ki sesten tık yok, susuyor bana. Küstürdüm galiba.
Özlemlerim sadece yer değiştirdi, kişiliği aynı özlemimin, duruşu, tavrı, edası aynı hep sadece kişiler değişti. İçtiğim sebeplerim değişti, kitaplardan çıkardığım manalar değişti, iki kelimenin belini kırdığım insanlar bakî kaldı ama sözlerime anlam katan değişti.
Güne oralardan başlamak nasıl oluyor, ayrı saatlerden değil ama aynı saatlerden de bakmıyoruz güne. Gecen nasıl geçiyor, huzurlu musun? İsyan ediyor musun benim gibi yada daha fazla... Aşka değil, bu cümleleri öyle anlama, bizim daha gerçekçi isyanlarımız var bu dünya da...
Dün saat yedi gibi eve gelirken sokakta oynayan çocukları görünce, gök yüzüne bakıp tebessüm ettim. Bu gündüzler bize kötü oynuyor onlara iyi diye, iç geçirdim.
Oyun oynuyor bu şehirler bize. Gerçeğe uyandıran, yolun ortasında dururken ben, kornayı çalan taksici oluyor.
Ne acımasız değil mi ? Ben uyanmak istemediğim uykulardan hep uyandırılıyorum. Gerçekler can acıtsa da, onlar benim. Bunu bilip artık sahipleniyorum.
Artık oturuyorum en sakin yerde, sahip çıkıp benliğime oturmayı yeğliyorum. Böylesi daha güzel bak, dene !
Oturmak daha anlamlı olmaya başlıyor, düşüncelerimi kelimelerle birleştirdiğimde.
Tam bu sırada  bir parça yükseliyor dudaklarımın arasından hızla ' bir minicik kız çocuğu duruyor orada hâlâ...'

***

Bugün bir cumartesi... kar beyaz çiçeklerim yok bu nisan ayında daha, kana bulanmış mısralarım var içimde çok fazla. Ama kardelen olmaları için barış veriyorum, savaşlara inat. Daha çok yaşasın çocuklar, içimdekiler kadar diye...

**

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder