bu susmalar susmak değil
sözler mühürlenir
zamanla alışkanlık yapar gönle yasaklar gelir
söylenilen sözler şimdi ihtimal bile olsa
yarın bir gün gerçek gibi yüzüne vurur
sevmek kolay mıdır? sorusuna cevap; "hayır!" olduğunda inandırıldım buna
icraatlar da ise " evet!" yanıtını aldım
şimdi kalp susmasın mı (?) !
susmalı ebediyetinde, seni kalbim toprağa bile gömmemeli, diri diri kalbimi hançerlemeli
zamanın zamanı gelmediğini kalbime sen fısıldamışsın aslında günler öncesinde
fakat ben kalbimin sağ duyularını kapatıp sadece 'biz denizinde boğulmuşum'
yerimde değilim artık
biz beyazları çıkardık rüyalarımızdan
artık rüyalarımızı sakın ola hayra yorma
şerle işimiz 'biz' dediğimizde. http://fizy.com/s/1orksf ( http://fizy.com/s/1orksa )
18 Aralık 2010 Cumartesi
15 Aralık 2010 Çarşamba
teşbihte hata olmadık
hayatım bir bira kadar köpüklü
tadı da ilk içimde güzel
sonra ağızda bir burukluk bırakıyor
içtikçe seninle hayatımı
bizmiş gibi gülümseyince bir sarhoşluk kaplıyor benliğimi
sonra birden uyku bastırıyor rüyalar alemine
anlıyorum ki ben bizi değil sadece seni düşlüyorum
sonra bir bakıyorum sabah olmuş
başım da sen, tadım da sen, kokum da sen olmuş
ayılmam için senden bir kahve yapıyor gerçekler bana
'hoş geldin' diyor ve ağrılar beynime değil kalbime saplanıyor
ve ben bu bulanıklığa rağmen bir daha 'biz' deyip içiyorum
her sabah bizim biz olmadığımıza uyanacağımı bile bile
tadı da ilk içimde güzel
sonra ağızda bir burukluk bırakıyor
içtikçe seninle hayatımı
bizmiş gibi gülümseyince bir sarhoşluk kaplıyor benliğimi
sonra birden uyku bastırıyor rüyalar alemine
anlıyorum ki ben bizi değil sadece seni düşlüyorum
sonra bir bakıyorum sabah olmuş
başım da sen, tadım da sen, kokum da sen olmuş
ayılmam için senden bir kahve yapıyor gerçekler bana
'hoş geldin' diyor ve ağrılar beynime değil kalbime saplanıyor
ve ben bu bulanıklığa rağmen bir daha 'biz' deyip içiyorum
her sabah bizim biz olmadığımıza uyanacağımı bile bile
14 Aralık 2010 Salı
iltifat değil sadece ithaf !
Kalmadı mecalim,
isyanım var
her satıra ismini yazasım var.
Fakat kim ne anlar ki,
kıza bak ne kadar aşık mı derler ?
Ah yazık mı derler ?
Yazmadığımda ismini ne derler,
kıza bak ne kadar 'onur'lu mu?
Seni bana mı derler,
bana seni mi hatırlatırlar (?)
İçimde çarpansın,
her parçaya bölünen kalpsin.
Özlediğim olma yoluna baş koymuşsun ,
her şey senden habersiz ilerler,
senden habersiz büyür gider.
Böylesi iyi mi belki değil,
ama böyle daha 'onur'luyum herkesin gözünde,
ya senin gözün de 'onur' lu muyum bende ?
Kalbimde bu kelime yankı ederken,
sence ben gerçekten 'onur'lu muyum ?
http://fizy.com/s/1ahusi
isyanım var
her satıra ismini yazasım var.
Fakat kim ne anlar ki,
kıza bak ne kadar aşık mı derler ?
Ah yazık mı derler ?
Yazmadığımda ismini ne derler,
kıza bak ne kadar 'onur'lu mu?
Seni bana mı derler,
bana seni mi hatırlatırlar (?)
İçimde çarpansın,
her parçaya bölünen kalpsin.
Özlediğim olma yoluna baş koymuşsun ,
her şey senden habersiz ilerler,
senden habersiz büyür gider.
Böylesi iyi mi belki değil,
ama böyle daha 'onur'luyum herkesin gözünde,
ya senin gözün de 'onur' lu muyum bende ?
Kalbimde bu kelime yankı ederken,
sence ben gerçekten 'onur'lu muyum ?
http://fizy.com/s/1ahusi
13 Aralık 2010 Pazartesi
sanadır sözüm
Bir gül açtı bu karlı kışta,
bir hayata merhaba dedi kara topraklarda,
can ciğeri kanla karışık göklere uğurlarken .
Beyaz mektuplar yolladı tane tane Tanrı sana,
iyi haberleri varmış bekliyormuş seni güvercinin ayağında.
Yollar uzak gelmesin,
yollar uzun ,
yollar kavisli,
yollar zor gelmesin.
Yollar kolay ama bir o kadar da patika.
Hayata "DUR !" dediğinde durmaz;
Hayat sana "DUR!" dediğinde durursun sen son noktada .
Bir gün göreceksin ,
belki görmeyecek sanıp acele edeceksin.
Et acele, yollar uzun ,
yollar sana çıkar ,
sonra da yollar ...
... yollar işte kanma sen hayata;
sonu gelmez yolların ,
kara toprak sondur sanma
kara toprakla can bulursun ciğerim .
5 Aralık 2010 Pazar
teşekkür kelimeleri
Bir süredir kelimeleri kendime sakladım.
Dinledim kalbimi ,
içime hapsettim.
Gördüm ki tutmak ya da tutmamak fark etmiyor içte,
atmak marifet gönülden .
Gelenleri, kapı dışarı etmek işmiş,
öğreniyorum bu garip şehirde.
Yollar boyu yürürken, bu anlamlı günde
hayat bana güzel bir zaman yaşatıyor.
Bu senenin sensiz hüznü var benimle
iyi ki yoksun sen,
yoksa nereden bilirdim yokluğunun yaktığı sızıları
" http://fizy.com/s/1joyh8 "
Dinledim kalbimi ,
içime hapsettim.
Gördüm ki tutmak ya da tutmamak fark etmiyor içte,
atmak marifet gönülden .
Gelenleri, kapı dışarı etmek işmiş,
öğreniyorum bu garip şehirde.
Yollar boyu yürürken, bu anlamlı günde
hayat bana güzel bir zaman yaşatıyor.
Bu senenin sensiz hüznü var benimle
iyi ki yoksun sen,
yoksa nereden bilirdim yokluğunun yaktığı sızıları
" http://fizy.com/s/1joyh8 "
27 Kasım 2010 Cumartesi
between languages of 'love'
write a poem my way,
I need to kwon in different languages .
How many have said the meaning of love,
ı need to try a ...
26 Kasım 2010 Cuma
İsmi mühürlü kelimenin itiraf için son notu
Ben . . . değil fazlasını istemişim,
tahammülsüzlüğüm belki de bu yüzden.
Tozu dumana katıp geçerken günler
bana bir ses ' İstanbul'a gel ' der.
Bu aralar yapabileceğim en iyi şey sese kulak vermek
sesin sözünü dinleyip, kendimi sakinleştirmek.
Yoksa ben sakinleşmez isem
bu . . . beni deli edecek.
tahammülsüzlüğüm belki de bu yüzden.
Tozu dumana katıp geçerken günler
bana bir ses ' İstanbul'a gel ' der.
Bu aralar yapabileceğim en iyi şey sese kulak vermek
sesin sözünü dinleyip, kendimi sakinleştirmek.
Yoksa ben sakinleşmez isem
bu . . . beni deli edecek.
25 Kasım 2010 Perşembe
var olanlarım var
Benim aşkta kalan parçalarım var,
kalıp kalıp duranlarım.
Ama şimdi aşka büyük bir hediyem var
benim artık bir onurum var
sakin ve sessizce kapımı çalanlarım var.
Sözle değil işaretle anlattıklarım var,
sizin hala umudunuz varsa;
benim de yüreğime çarpanlarım var
kalıp kalıp duranlarım.
Ama şimdi aşka büyük bir hediyem var
benim artık bir onurum var
sakin ve sessizce kapımı çalanlarım var.
Sözle değil işaretle anlattıklarım var,
sizin hala umudunuz varsa;
benim de yüreğime çarpanlarım var
başlıksız aşkım
düşünceler deniz,
düşünceler rüya,
kalkıp üzerimi örttü her cümlen,
kalp suskun ,
kalp sessiz isyanda,
kan ağlar mı hiç kendi izin vermese.
olsunlar olmasınlar
hepsi benim rüyam ,
hepsi benim hayrım,
sen olduğun yerde kal
ben bizi denizime katar yol alırım ...
( zyn'o . . . )
düşünceler rüya,
kalkıp üzerimi örttü her cümlen,
kalp suskun ,
kalp sessiz isyanda,
kan ağlar mı hiç kendi izin vermese.
olsunlar olmasınlar
hepsi benim rüyam ,
hepsi benim hayrım,
sen olduğun yerde kal
ben bizi denizime katar yol alırım ...
( zyn'o . . . )
24 Kasım 2010 Çarşamba
Kelime kalıntıları
Artık bir ilişkim var benim.
Ruhu kalıntılarla dolu,
beyni lekeli.
Artık hayatlar kaldı kalbimde,
çürümüş renkleriyle birlikte.
Son eseri beynimde.
O da çürür gider,
sonra artık kalmaz,
temizlenir cümlelerimde.
Ve tek anlamlı kalır kelimelerim ,
ilk anlamıyla kurarım sevgimi,
ikinci anlamı sana iade .
Ruhu kalıntılarla dolu,
beyni lekeli.
Artık hayatlar kaldı kalbimde,
çürümüş renkleriyle birlikte.
Son eseri beynimde.
O da çürür gider,
sonra artık kalmaz,
temizlenir cümlelerimde.
Ve tek anlamlı kalır kelimelerim ,
ilk anlamıyla kurarım sevgimi,
ikinci anlamı sana iade .
iki hayat
Sen eve gelene kadar ben uykumun en ıssız yerinde olurum gibi görünüyor.
Rüyaların en karışık olduğu yerinde belki tebessüm ettiğim anda, uykumda, kapıyı anahtarınla açarsın
yada uykumdan uyanıp su içmeye kalktığımda sen daha yolda olursun.
Karanlıkta ben elimi duvara sürüye sürüye giderken yatağıma sen, belki otomata basmış olursun.
Üşümüş ayaklarım karnıma çekip içim titrerken sen, belki tv izler olursun.
Rüyamda ben ağlarken sen kafanı kaşıyıp 'ne yoruldum ben bugün' diye hayıflanırsın.
Rüyaların en karışık olduğu yerinde belki tebessüm ettiğim anda, uykumda, kapıyı anahtarınla açarsın
yada uykumdan uyanıp su içmeye kalktığımda sen daha yolda olursun.
Karanlıkta ben elimi duvara sürüye sürüye giderken yatağıma sen, belki otomata basmış olursun.
Üşümüş ayaklarım karnıma çekip içim titrerken sen, belki tv izler olursun.
Rüyamda ben ağlarken sen kafanı kaşıyıp 'ne yoruldum ben bugün' diye hayıflanırsın.
Son ray
Ve "son." der yazan.
En sonunda gülümser.
Hayata artık yenilerek değilde ,
Yenilmeleri izleyerek devam eder.
"Güzel bir yaz akşamı..."diye başlayan cümleler,
Artık filmlerde kalmıştır.
Kendi monoton hayatından çıkıp,
Cümle alemin monotonluğunu yaşamaya devam eder.
Ve bir bölüm daha çıkar ortaya.
Sahnenin ucuna gelip ,
İdam fermanını hazırlar.
Kendi kendine ,
Sadece kendine gülümseyebilmek için,
En sonunda..
.. son gelir .
"Seksen altıncı basamağın sonudur ölüm."
Ve şehrin en güzel anı(')n da tadına varır.
Şehir kaçmış;
Sen ölüme kapıyı çoktan açmışsındır.....
En sonunda gülümser.
Hayata artık yenilerek değilde ,
Yenilmeleri izleyerek devam eder.
"Güzel bir yaz akşamı..."diye başlayan cümleler,
Artık filmlerde kalmıştır.
Kendi monoton hayatından çıkıp,
Cümle alemin monotonluğunu yaşamaya devam eder.
Ve bir bölüm daha çıkar ortaya.
Sahnenin ucuna gelip ,
İdam fermanını hazırlar.
Kendi kendine ,
Sadece kendine gülümseyebilmek için,
En sonunda..
.. son gelir .
"Seksen altıncı basamağın sonudur ölüm."
Ve şehrin en güzel anı(')n da tadına varır.
Şehir kaçmış;
Sen ölüme kapıyı çoktan açmışsındır.....
23 Kasım 2010 Salı
Gizli 'sen'
Bakıp da göremediklerim var şimdi,
bir kalp çarpıntısı.
Susuz kalan çiçekler gibi can çekişen,
ölüm korkusu yaşar gibi,
nefes kesilip hasrete boğulan bir anne gibi,
sözlerim bağlanıp bekler seni
vakti gelmemiş otobüs gibi,
saatlere her günden daha sık bakar oldum,
daha bir zamansız sever oldum,
belki sever gibi gibi yaptım.
Kendimi dinlemedim,
sözüm geçer mi bilemedim ;
söz de vermedim kendime daha
sadece şarkılarım var dinlediğim.
Yüzümü güldüren öyle mahçup mahçup dinlediğim ,
bir kaçta cümlem var sana kurduğum,
seç beğen kendine hangisini üzerine alınırsan,
ister satırlarımı ağız tadıyla oku ;
ister gözün mahzun için buruk ya da kızgın ,
ben tek şeyi söylerim bu satırlarda
sen sahiplen beğendiğin halleri 'ben' de
ben bu satırlara 'sen' dedim çünkü...
faili meçhul bir adam
Labirentin içinde kovalamaca,
silahlar elinde hesaplar kafanda.
Planları yapmışsın,
gününe gün eklemişsin,
kalanların sağlamasını yapıp
denkleme uymayanları 'bam!' .
Sonra da hayat kurtarmışsın aklınca,
aklını yoranlarca,
sonra ölmüşsün sen hiç beklemediğin anda
hem de aklını yoranlarla .
silahlar elinde hesaplar kafanda.
Planları yapmışsın,
gününe gün eklemişsin,
kalanların sağlamasını yapıp
denkleme uymayanları 'bam!' .
Sonra da hayat kurtarmışsın aklınca,
aklını yoranlarca,
sonra ölmüşsün sen hiç beklemediğin anda
hem de aklını yoranlarla .
22 Kasım 2010 Pazartesi
üç adım melankoli
Bir avuç gök kuşağı var yollarda ,
yağmur yağmıyor oysaki.
Sen kapa iki gözünü ,
gözünün önü hep rengarenk merak etme.
Işıklar hep sana yanık,
kalplerin ritmi hep sekiz sesli,
alınan nefes hep en temizi,
arada kötülük ederse dünya sana ;
yak bir kibritle bakma ardına.
Listen uzun yapacakların madde madde
hepsinin çek üzerine çizgiyi,
sonra bak hayatına.
Hoş geldin üç adımda dünyaya burası Ankara !
yağmur yağmıyor oysaki.
Sen kapa iki gözünü ,
gözünün önü hep rengarenk merak etme.
Işıklar hep sana yanık,
kalplerin ritmi hep sekiz sesli,
alınan nefes hep en temizi,
arada kötülük ederse dünya sana ;
yak bir kibritle bakma ardına.
Listen uzun yapacakların madde madde
hepsinin çek üzerine çizgiyi,
sonra bak hayatına.
Hoş geldin üç adımda dünyaya burası Ankara !
21 Kasım 2010 Pazar
dönen dünya sözlerle son bulmakta
Beyaz bulutlar var gökyüzünde
İçine biraz siyahlık bürünmüş.
Rüzgar bugün biraz daha tersten ,
poyraz var ama ;
ılık esiyor .
İçim ürperiyor,
yutkunuyorum ve gözlerim ;
gözlerim bir kez daha sağına bakıyor ,
belki seni bulurum diye.
Geceleri bırak gündüzler geçmiyor,
saatleri bırak dakikalar vakit bilmiyor,
şimdi korkmadan seni bekliyor.
Canım yanacağını bile bile,
suskunluğumu bozmadan sukunetle,
korkmadan dimdik .
Arada bir tökezleyerek ama düşmeden,
sadece seni bekliyor...
...Arada iç çekmelerim ,
gözlerimdeki nemleri silmelerim ,
senin için ağlayıp gülmelerim , ola ola seni bekliyor...
Şimdi fısıltılarım çığlıklarım oldu,
alkışlıyorum ayakta seni,
sevmenin ne kadar sevimsiz olduğunu bana anlatmaya çalıştığın için;
ama gör ki ben daha sevimlilik yapıp seviyorum seni...
şimdi gök yüzüne bak çünkü; biz aynı dünyanın insanıyız...
İçine biraz siyahlık bürünmüş.
Rüzgar bugün biraz daha tersten ,
poyraz var ama ;
ılık esiyor .
İçim ürperiyor,
yutkunuyorum ve gözlerim ;
gözlerim bir kez daha sağına bakıyor ,
belki seni bulurum diye.
Geceleri bırak gündüzler geçmiyor,
saatleri bırak dakikalar vakit bilmiyor,
şimdi korkmadan seni bekliyor.
Canım yanacağını bile bile,
suskunluğumu bozmadan sukunetle,
korkmadan dimdik .
Arada bir tökezleyerek ama düşmeden,
sadece seni bekliyor...
...Arada iç çekmelerim ,
gözlerimdeki nemleri silmelerim ,
senin için ağlayıp gülmelerim , ola ola seni bekliyor...
Şimdi fısıltılarım çığlıklarım oldu,
alkışlıyorum ayakta seni,
sevmenin ne kadar sevimsiz olduğunu bana anlatmaya çalıştığın için;
ama gör ki ben daha sevimlilik yapıp seviyorum seni...
şimdi gök yüzüne bak çünkü; biz aynı dünyanın insanıyız...
hatırlatan teferruatlar
Tarihleri hatırlamak acı verir tek.
Yok başka hatırımda kalacak bir şey bu dönemler de,
ayın 12sinde nasıl bize biz dediğimizi,
ilk yalnız güneşi gördüğümüzü,
bir temmuz akşamı konserlerini,
bir tek tarihler var aklımda.
Ben şimdi tek içersem ayın 13üne içerim.
Bir kış günü hayatın tomurcuğu açıp bir yaz günü nasıl solduğuna içerim,
bir de kadavra olmuş canına.
Yok başka hatırımda kalacak bir şey bu dönemler de,
ayın 12sinde nasıl bize biz dediğimizi,
ilk yalnız güneşi gördüğümüzü,bir temmuz akşamı konserlerini,
bir tek tarihler var aklımda.
Ben şimdi tek içersem ayın 13üne içerim.
Bir kış günü hayatın tomurcuğu açıp bir yaz günü nasıl solduğuna içerim,
bir de kadavra olmuş canına.
kalbi anlamadan dinlemeden
Bir gün tombaladan sen çıktın karşıma,
adımlarını sayan bir kaderdi bizimkisi.
Bütün uğultuları istiklalde bıraktık biz,
elimize tutuşturulmuş bir kaç not kağıdı var aşk dilinde.
Kalbi kıvrılmış, buruşmuş bir figüran vardı sol üst köşede,
geçen tramvaylar bile çığlığını dindirmiyordu.
Sessiz bakışları üzerine toplamış yıpranıyordu her el değdiğinde,
oysa ki bir kağıt parçasıydı bütün kalpler.
Tüm kalpler bir ateşle tutuşu verirdi,
biz bunu çoktan unutmuş not kağıdını yıpratıyorduk
adımlarını sayan bir kaderdi bizimkisi.
Bütün uğultuları istiklalde bıraktık biz,
elimize tutuşturulmuş bir kaç not kağıdı var aşk dilinde.
Kalbi kıvrılmış, buruşmuş bir figüran vardı sol üst köşede,
geçen tramvaylar bile çığlığını dindirmiyordu.
Sessiz bakışları üzerine toplamış yıpranıyordu her el değdiğinde,
oysa ki bir kağıt parçasıydı bütün kalpler.
Tüm kalpler bir ateşle tutuşu verirdi,
biz bunu çoktan unutmuş not kağıdını yıpratıyorduk
sıcak ve dumanlı
Bir çay ve bir de sigara izmaritleri anlatıyor bizim geçmişimizi
bazen senin kapıyı vurup gitmelerini
en sağanak yağmur yağarken telaşla değil, aşk ile koşmalarımızı anlatıyor
Her gitmenin gitmek olmadığını
Sonraların hep zamanı geldiğinde önceden olduğunu anlattı bize
Nikotinin bazen bünyeye nasıl yarar sağladığını
kalbin düşünme yetisi olmadığını
en sakin ruh halleriyle, iyelik eklerinden yalın hali seçip cümle kurmayı sağladı
Bir demlik çay ve bir paket sigara bittiğinde masadan bütün yok olmuşlukları topladıktan sonra
cebine dolu hatıra çakmağını koyup gittiğini anlattı.
O hatıralarla şimdi yak yeni bir hayat daha ...
20 Kasım 2010 Cumartesi
molada olan şehirler
Zaman yolculuğa çıktı.
Semaların seyri güzel, bir o kadar da soğuk havalar.
Can sigarası yakar gönlün, çeker ciğerlere şifa niyetine.
Yarının geç olacağı saatler bugünden çok erken.
Gök yüzü karanlık, uyandığımda çoktan aydınlanacak
Sen gidiş nedenini bulmuşken sokak aralarında bir apartman dairesinde bu kalabalık şehirde,
farkında olmadan ilerlemiş saatler seni tekrardan bir otobüs yolculuğunda beklemekte .
istikamet hayatında son durak olan üçüncü noktaya .
Semaların seyri güzel, bir o kadar da soğuk havalar.
Can sigarası yakar gönlün, çeker ciğerlere şifa niyetine.
Yarının geç olacağı saatler bugünden çok erken.
Gök yüzü karanlık, uyandığımda çoktan aydınlanacak
Sen gidiş nedenini bulmuşken sokak aralarında bir apartman dairesinde bu kalabalık şehirde,
farkında olmadan ilerlemiş saatler seni tekrardan bir otobüs yolculuğunda beklemekte .
istikamet hayatında son durak olan üçüncü noktaya .
Uyku masalı
Rüzgarın esip geçtiği hayatların buluştuğu yerdir orası.
Can bulur, farklı iklimlerde farklı seslerle ...
'sen & ben' demek gibi değil onların ki
garip bir ikili oldular.
Komik değil ciddi de değiller halbu ki.
Kaplanın gönlü yumuşak ama cisminden korkutuyor
penguen; 'nasip' deyip tanımış kaplanı, dinlemiş her seferinde sözlerini,
garip işte hikaye garip .
Mevsimleri ve de türleri uymaz ama anlaşmış onlar.
Ortak yanları olduğu için anlaşmışlar, onlar öyle diyor en azından.
Yolları Trabzon'a vardı mesela, karlı dağların eteklerinde yaşadılar bir gece
penguen dönmek istediğinde, uykusundan uyandı kaplan 'hayır!' dedi.
Döner gibi yaptılar sadece masal o'an lık bitsin diye yoksa yeni başladı maceraları.
Daha görecekleri çok cumanın ertesileri var, patika yollarda daha ne düşünerek ilerleyecekler
sözleri bitip suskunluklarını dinleyecekler.
Bir an irkilip yine yaşamayı seçecekler sesli sesli,
kendileri iklimlerine karşı çıkacaklar, yaşayacaklar güllük gülistanlık
Bazen gülün dikeni canlarını acıta acıta.
-bazen kaplanın boynuna atlayacaklar, göz teması eksik olmayacak hiç-
O zaman penguen ıssızlaşacak, yazın ortasında hissedip kendini ölümü seçecek.
Ama masal bitmeyecek, sözler devam edecek.
Her gün uyurken masallar, büyüyüp kocaman kaplan olacak
Can bulur, farklı iklimlerde farklı seslerle ...
'sen & ben' demek gibi değil onların ki
garip bir ikili oldular.
Komik değil ciddi de değiller halbu ki.
Kaplanın gönlü yumuşak ama cisminden korkutuyor
penguen; 'nasip' deyip tanımış kaplanı, dinlemiş her seferinde sözlerini,
garip işte hikaye garip .
Mevsimleri ve de türleri uymaz ama anlaşmış onlar.
Ortak yanları olduğu için anlaşmışlar, onlar öyle diyor en azından.
Yolları Trabzon'a vardı mesela, karlı dağların eteklerinde yaşadılar bir gece
penguen dönmek istediğinde, uykusundan uyandı kaplan 'hayır!' dedi.
Döner gibi yaptılar sadece masal o'an lık bitsin diye yoksa yeni başladı maceraları.
Daha görecekleri çok cumanın ertesileri var, patika yollarda daha ne düşünerek ilerleyecekler
sözleri bitip suskunluklarını dinleyecekler.
Bir an irkilip yine yaşamayı seçecekler sesli sesli,
kendileri iklimlerine karşı çıkacaklar, yaşayacaklar güllük gülistanlık
Bazen gülün dikeni canlarını acıta acıta.
-bazen kaplanın boynuna atlayacaklar, göz teması eksik olmayacak hiç-
O zaman penguen ıssızlaşacak, yazın ortasında hissedip kendini ölümü seçecek.
Ama masal bitmeyecek, sözler devam edecek.
Her gün uyurken masallar, büyüyüp kocaman kaplan olacak
Tabelasız aşk
Teselli edilmez gözler gördük;yokuşu inen çocuklar gibi nefes nefese idik ve yalnız kaldığımızda çok düşünecek vaktimiz vardı
72 den kalma bir plak ile karşıma çıkmıştın bir çarşamba günü ve ilk sözün 'seni sen olan sözlerle anlatmaya geldim' olmuştu.
Ya sonraları sonraları beni güldürecek hikayelerimiz olmadı, olur gibi yapıp ağlatanları gömdük biz yollara. Üzerinden ise çok sular geçmedi. Yağan yağmurlarda izim vardı, sen atmıştın altına da imzasını her fırtınada. Biz oluşumuzu sana göre ben gömmüştüm toprağa, fakat farkında olmadan 'bizi' toprağa iten sen olmuştun. Bizi biz yaparken yok eden ellerim ve sendin.
Yanlış anlaşılan cümleler kurmadık biz, biz susmanın verdiği sevabı işleyip sükut edip can çekiştik. Ölümlerden ölüm beğenirken rengini allı morlu şeylerden bulduk. Çeyizim gibi olan sadakatim ile gelmişken sana, sen tek gecelik aşk gibi baktın umutlarımıza. Yol yakınken dönülmüş yönsüz caddeler, çıkmaz sokaklara getirdi bizi 'olsun !' demek yerine yolumuzda ilerlemeyip tadilatlar soktun aşka.
16 Nisan 2010 Cuma
aşıktım sana , kör oldum sana
Bulunmayan hint kumaşı kalbim .
Elimde iskambil kağıtları ,
falım çıkmadı ,
Tutkunuyum dolunayın ;
ama sana hiç aydınlanmadı .
Kayan yıldızların dilekleri de olmadı,
"her şey de hayır vardır" dedim kendime ,
hayırsızdı belki gerçekler.
Örtmeden uyudum ruhumu,
ayakta ama hala bedenim.
Söylenememiş sözlerin derdinde kalbimin bir yeri,
bir yeri seni özlemekte;
bazen de, "olmasan der" gibi ama ;
sonra toparlanıp kokuna sarılmakta.
Tütüyor hasretin bende ,
"ne zaman biter bu günler" diye soruyorum Tanrı'ya ,
vakti var biliyorum .
Sıraya dizildi bütün yollar ,
"birgün bizimki de buluşur"
Ve yine "gelse de o yıllar gülsek dün gibi" diyorum...
Elimde iskambil kağıtları ,
falım çıkmadı ,
Tutkunuyum dolunayın ;
ama sana hiç aydınlanmadı .
Kayan yıldızların dilekleri de olmadı,
"her şey de hayır vardır" dedim kendime ,
hayırsızdı belki gerçekler.
Örtmeden uyudum ruhumu,
ayakta ama hala bedenim.
Söylenememiş sözlerin derdinde kalbimin bir yeri,
bir yeri seni özlemekte;
bazen de, "olmasan der" gibi ama ;
sonra toparlanıp kokuna sarılmakta.
Tütüyor hasretin bende ,
"ne zaman biter bu günler" diye soruyorum Tanrı'ya ,
vakti var biliyorum .
Sıraya dizildi bütün yollar ,
"birgün bizimki de buluşur"
Ve yine "gelse de o yıllar gülsek dün gibi" diyorum...
14 Nisan 2010 Çarşamba
BİR ŞEY YAPMALI !
Özlüyorum bazen eskileri ,
eski olmayı , geçmiş gibi düşünmeyi.
Eski çocuklukları , oynanan oyunları ,
söylenen sözleri , dinleyen beyinleri.
Herkesin haddini bilirliğini,
Tutulan ellerin kıymetinin bilindiğini,
toprağın nimetini , haram olan ile helalin ayrımını,
saf olan şeyleri,
göz değdirilmeyen güzellikleri .
Özlüyorum ben
Vatanımı ,
Atamın yaptıklarına minnet duyulmasını,
bayrak bir denilmesini ,
çürütülmemiş beyinleri ,
hak hukuk birliklerini,
Türk kardeşliğini .
Özlüyorum ben ey büyükler sizi !
Osmanlı torunları olup Türk gibi büyüyüp,
ülkem sınırlarında yediği kaba tükürmeyen insanları,
ama yok ;
..Bu yüzden bir şeyler yapmak gerek artık...
eski olmayı , geçmiş gibi düşünmeyi.
Eski çocuklukları , oynanan oyunları ,
söylenen sözleri , dinleyen beyinleri.
Herkesin haddini bilirliğini,
Tutulan ellerin kıymetinin bilindiğini,
toprağın nimetini , haram olan ile helalin ayrımını,
saf olan şeyleri,
göz değdirilmeyen güzellikleri .
Özlüyorum ben
Vatanımı ,
Atamın yaptıklarına minnet duyulmasını,
bayrak bir denilmesini ,
çürütülmemiş beyinleri ,
hak hukuk birliklerini,
Türk kardeşliğini .
Özlüyorum ben ey büyükler sizi !
Osmanlı torunları olup Türk gibi büyüyüp,
ülkem sınırlarında yediği kaba tükürmeyen insanları,
ama yok ;
..Bu yüzden bir şeyler yapmak gerek artık...
19 Mart 2010 Cuma
mis
suskun geçen yılların
bir ucu kırıldı
yarının en belirsiz görünen anında "hey !" diye seslenen bir ton insan oldu
yetmedi yenileri eklendi
bela geliyorum demedi , geldi
her şey üst üste bindi ; ama ben vazgeçmedim gerçeklerin gün yüzünden
kahve falına bakar gibi hayatımı okudu bir saatte gül kokulu annem
elimde bir şişe şimdi sadece içiyorum
geleni gideni , bakıp geçeni , kaldırımda yanıma oturup gülümseyeni
her şeyi koydum kenara
beni ben yapan inzivaya çekiliyorum
yağmur altında ağlarken , günahlarıma veda ediyorum
bir tek gül kokunu annem kalıyor yine elimden tutan
sonunda hayra yorulan rüyalarım kalıyor
ben ve gül kokularıyla
bir ucu kırıldı
yarının en belirsiz görünen anında "hey !" diye seslenen bir ton insan oldu
yetmedi yenileri eklendi
bela geliyorum demedi , geldi
her şey üst üste bindi ; ama ben vazgeçmedim gerçeklerin gün yüzünden
kahve falına bakar gibi hayatımı okudu bir saatte gül kokulu annem
elimde bir şişe şimdi sadece içiyorum
geleni gideni , bakıp geçeni , kaldırımda yanıma oturup gülümseyeni
her şeyi koydum kenara
beni ben yapan inzivaya çekiliyorum
yağmur altında ağlarken , günahlarıma veda ediyorum
bir tek gül kokunu annem kalıyor yine elimden tutan
sonunda hayra yorulan rüyalarım kalıyor
ben ve gül kokularıyla
10 Şubat 2010 Çarşamba
kıyas la ma !
Replikleri satır arasına sıkışan hayatı,
ve dünyanın sonunu getiren efsanevi iyilik adında kötülük .
Yaşam ile ölüm değil de ,
ölüm kalım savaşı.
Tuzu bireri olan tatsızlıklar iken bir zamanlar ,
tat almak için para verir olduk.
Son sürat kapışılan ekmek kaderi,
ve eline su dökemeyen etme bulma dünyası.
Kararan havanın , kasvetli rüyaları.
Hayra yormak değil ;şerre giden yaşam .
"SON...!" diye bağıran ve sonumuzu getirten emperyalist gençlik ..
Çürüyen beyinlerin , havai hayalleri ;
sus artık , git artık ruhundan .
Kalan kalsın ebediyen , ..
..ebediyen çürüsün köle kalan geçmişin ... "ZyN..
ve dünyanın sonunu getiren efsanevi iyilik adında kötülük .
Yaşam ile ölüm değil de ,
ölüm kalım savaşı.
Tuzu bireri olan tatsızlıklar iken bir zamanlar ,
tat almak için para verir olduk.
Son sürat kapışılan ekmek kaderi,
ve eline su dökemeyen etme bulma dünyası.
Kararan havanın , kasvetli rüyaları.
Hayra yormak değil ;şerre giden yaşam .
"SON...!" diye bağıran ve sonumuzu getirten emperyalist gençlik ..
Çürüyen beyinlerin , havai hayalleri ;
sus artık , git artık ruhundan .
Kalan kalsın ebediyen , ..
..ebediyen çürüsün köle kalan geçmişin ... "ZyN..
isyanın durum hali
İfadesiz suratınla yürüyen gölgen ,
bedenine eziyet eden kalbin ,
tutunmayı bilmeyen gülümsemen ,
ve elinde şemsiyen..
Kadere bak ;
yine küstahlık etmiş sana .
Nereden bilebilirdin öyle değil mi (?)
bir gün dünyanı asıp ,
Ruhuna kelepçe vuracaklarını ... "ZyN..
bedenine eziyet eden kalbin ,
tutunmayı bilmeyen gülümsemen ,
ve elinde şemsiyen..
Kadere bak ;
yine küstahlık etmiş sana .
Nereden bilebilirdin öyle değil mi (?)
bir gün dünyanı asıp ,
Ruhuna kelepçe vuracaklarını ... "ZyN..
kara ölüm
Görülebilecek en siyah gönle sahibim...
Kolay girilemeyen ,
Girildiğinde çıkmanın mümkün olmayacağı bir yolum.
Işık yakmak zor, o kadar yer altındayım.
Oksijensiz kalıp boğulacak bir dünya burası,
ya dirin vardır ;
ya ölün. "ZyN..
Kolay girilemeyen ,
Girildiğinde çıkmanın mümkün olmayacağı bir yolum.
Işık yakmak zor, o kadar yer altındayım.
Oksijensiz kalıp boğulacak bir dünya burası,
ya dirin vardır ;
ya ölün. "ZyN..
4 Şubat 2010 Perşembe
Çocukluğuma sen katmak ..
Hani küçükken bir oyun oynardık .
Gözlerimiz sıkı sıkıya kapalı olurdu neydi o ?
SAKLAMBAÇ!!!!
Biz seninle büyük bir saklambaç oynuyoruz ,
ikimizde ayrı yerlere gitmişiz ,
ikimizde birbirimizi görmüyoruz ,
birileri bizi arıyacak ve bulamayacak ,
biz hep saklanacağız ,
ilk ben sobeleyeceğim senden önce ,
sonra sıcak soğuk oyunu oynayacağız ,
Gözlerimiz sıkı sıkıya kapalı olurdu neydi o ?
SAKLAMBAÇ!!!!
Biz seninle büyük bir saklambaç oynuyoruz ,
ikimizde ayrı yerlere gitmişiz ,
ikimizde birbirimizi görmüyoruz ,
birileri bizi arıyacak ve bulamayacak ,
biz hep saklanacağız ,
ilk ben sobeleyeceğim senden önce ,
sonra sıcak soğuk oyunu oynayacağız ,
oyun içinde seninle ..
.. ben soğuk dedikçe sen uzaklaşacaksın ,
sıcak dedikçe yaklaşacak .
Bu satırları okurken sen bile şaşıracaksın ,
biz seninle bu oyunu farklı oynuyoruz ;
ben sana sıcak dedim gelmedin ,
soğuk diyorum herkesin bildiği gibi hiç bakmıyorsun .
Sıkılmadım sana seslenmekten ,
çık gel artık .
O gözlerimi kapamak istemiyorum .
Hayalini kurmak güzel de
ben artık seni istiyorum .
vakit hiç geçmeyecek ,
bekleyeceğim .
Bu oyun ikimize de zor gelecek .
Ama derdin ya hep"sen benim için hala küçük bir kız çocuğusun"diye .
Evet ,ben hala öyleyim bir kaldırıma oturdum bekliyorum gözlerim yaşlı .
Çık artık ne olur ,
evimize gidelim ,
geç oldu ,
hava karardı ,
ben korkarım bilirsin .
Eve gidelim ,
korkuyorum .
Hele sana sensiz seslenmekten çok korkuyorum. "ZyN..
.. ben soğuk dedikçe sen uzaklaşacaksın ,
sıcak dedikçe yaklaşacak .
Bu satırları okurken sen bile şaşıracaksın ,
biz seninle bu oyunu farklı oynuyoruz ;
ben sana sıcak dedim gelmedin ,
soğuk diyorum herkesin bildiği gibi hiç bakmıyorsun .
Sıkılmadım sana seslenmekten ,
çık gel artık .
O gözlerimi kapamak istemiyorum .
Hayalini kurmak güzel de
ben artık seni istiyorum .
vakit hiç geçmeyecek ,
bekleyeceğim .
Bu oyun ikimize de zor gelecek .
Ama derdin ya hep"sen benim için hala küçük bir kız çocuğusun"diye .
Evet ,ben hala öyleyim bir kaldırıma oturdum bekliyorum gözlerim yaşlı .
Çık artık ne olur ,
evimize gidelim ,
geç oldu ,
hava karardı ,
ben korkarım bilirsin .
Eve gidelim ,
korkuyorum .
Hele sana sensiz seslenmekten çok korkuyorum. "ZyN..
ADIMLARIM
bir rüya vardı hep ,
her akşam gördüğüm rüyaydı bu ,
sihiriliydi ,bozulmasın dedim.
hep söz dedim .
sabrettim;
mutluluk eşikten geçerken, hep dilekler tuttum.
ama bilmezdim ki bu mutluluk sonunda beni sarmayacak.
sarıp sarmalamayacak.
umutsuzluğa düşüp ;
düşüncelerle boğulacağım.
keşke diyorum şimdi .
tekrar edip duruyorum o keşkeleri.
durmasaydık hiç,
soluğumuz kesilsede ,
biz; derin nefes ala vere devam etseydik.
ama hiç durmasaydık .
pes ettim ,
herşeye ...
...elimde ne var ne yoksa hepsine pes dedim.
artık yoluma gidiyorum .
şimdi yoluma yanlız devam etmek istiyorum .
nefes ala vere hiç durmadan arkama dönmeden,
ne kadar yol kat ettiğimi görmeden ,
tek başıma ,
her şeyi unutarak değil de ;
sadece anımsayarak ,
yoluma ,
sadece devam etmek istiyorum. "ZyN..
her akşam gördüğüm rüyaydı bu ,
sihiriliydi ,bozulmasın dedim.
hep söz dedim .
sabrettim;
mutluluk eşikten geçerken, hep dilekler tuttum.
ama bilmezdim ki bu mutluluk sonunda beni sarmayacak.
sarıp sarmalamayacak.
umutsuzluğa düşüp ;
düşüncelerle boğulacağım.
keşke diyorum şimdi .
tekrar edip duruyorum o keşkeleri.
durmasaydık hiç,
soluğumuz kesilsede ,
biz; derin nefes ala vere devam etseydik.
ama hiç durmasaydık .
pes ettim ,
herşeye ...
...elimde ne var ne yoksa hepsine pes dedim.
artık yoluma gidiyorum .
şimdi yoluma yanlız devam etmek istiyorum .
nefes ala vere hiç durmadan arkama dönmeden,
ne kadar yol kat ettiğimi görmeden ,
tek başıma ,
her şeyi unutarak değil de ;
sadece anımsayarak ,
yoluma ,
sadece devam etmek istiyorum. "ZyN..
SAHİBİNE SATILIK
Bir görülen var, bir görünen .
Bir bilinen var, bir de yaşanan.
Bir yarının var, bir de -miş 'lerin.
Hepsi iki kez yaşanmaz ,
her adım bir daha atılmaz ,
hep güldüğüne hiç ağlanmaz .
Saydıkların sonradan yok olmaz.
Her şeyin sırası var bozulmaz .
Susmayı bilen dünler ,
en çok günü geldiğinde ses verirler .
Avcundan düşen iki gün var ;
biri gerçeği diğeri gölgesi .
Gel yazı tura atalım ,
biri gelir ya hani (?)
Hani olur da içimi okursun ,
evet , işte o ;
gelenin gölgesi ,
gidenin körebesi .
Bir bilinen var, bir de yaşanan.
Bir yarının var, bir de -miş 'lerin.
Hepsi iki kez yaşanmaz ,
her adım bir daha atılmaz ,
hep güldüğüne hiç ağlanmaz .
Saydıkların sonradan yok olmaz.
Her şeyin sırası var bozulmaz .
Susmayı bilen dünler ,
en çok günü geldiğinde ses verirler .
Avcundan düşen iki gün var ;
biri gerçeği diğeri gölgesi .
Gel yazı tura atalım ,
biri gelir ya hani (?)
Hani olur da içimi okursun ,
evet , işte o ;
gelenin gölgesi ,
gidenin körebesi .
SERİN HAYALLER
Şşş (!)
Duymasın kimse bu sessizliği .
Görmesin kapalı gözler ,
hissetmesin hayalleri ; tutup bırakan eller .
Dönmesin cemalini sırtını çevirenler.
Duymasın kimse aşkımızı ,
yanarken biz en soğuk sularda , esirgesin herkes iyiliğini .
Biz ben olup bazen de sen;
kavrulalım kendimizde .
Kendimize var olup yok olalım sessizce ; (...) kendimizce . "ZyN ..
SARMAŞ DOLAŞ
Siyahlığın arkasındaki renk !
Evet sen ; yarına merhaba diyebilecek tek cüret ;
bulunabilecek bir son ahenk .
Tutun kaymasın düşmesin ,
bin parçaya bölünmesin .
Ölümü geldiğinde zamanın ,
üzerine geçmiş diye sadece o örtülüversin .
Evet sen ; siyahın arkasındaki renk .. "ZyN..
RÜYA KARŞITI ;
Küçük bir tebessüm benimkisi ,
küçük bir yalan.
Hayatımı önemseten hikayeler varsa eğer ;
geçici bir haya l,
geçici bir kulak çınlaması .
Kalıcılığı olmayacak şeyler ,
ama ;dünyam da her an en önde karşıma çıkacak şeyler .
Susmayacağını bile bile ,
susturmaya çalıştığım bir oyuncak gibi ,
konuştukça hep aynı şeyleri tekrarlayıp ,
bana replikler vererek ,
unuttuklarımı "- trak" deyip hatırlatarak ,
gözlerimden akarak,
büyük bir hayal kırıklığı benimkisi ;
küçük bir tebessümün ardından kalan "ZyN ..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


