20 Kasım 2010 Cumartesi

Tabelasız aşk

Teselli edilmez gözler gördük;
yokuşu inen çocuklar gibi nefes nefese idik ve yalnız kaldığımızda çok düşünecek vaktimiz vardı
72 den kalma bir plak ile karşıma çıkmıştın bir çarşamba günü ve ilk sözün 'seni sen olan sözlerle anlatmaya geldim' olmuştu.
Ya sonraları sonraları beni güldürecek hikayelerimiz olmadı, olur gibi yapıp ağlatanları gömdük biz yollara. Üzerinden ise çok sular geçmedi. Yağan yağmurlarda izim vardı, sen atmıştın altına da imzasını her fırtınada. Biz oluşumuzu sana göre ben gömmüştüm toprağa, fakat farkında olmadan 'bizi' toprağa iten sen olmuştun. Bizi biz yaparken yok eden ellerim ve sendin.
Yanlış anlaşılan cümleler kurmadık biz, biz susmanın verdiği sevabı işleyip sükut edip can çekiştik. Ölümlerden ölüm beğenirken rengini allı morlu şeylerden bulduk. Çeyizim gibi olan sadakatim ile gelmişken sana, sen tek gecelik aşk gibi baktın umutlarımıza. Yol yakınken dönülmüş yönsüz caddeler, çıkmaz sokaklara getirdi bizi 'olsun !' demek yerine yolumuzda ilerlemeyip tadilatlar soktun aşka.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder